Kambiyo Senedi: Edebiyatın Bir Yansıması Olarak Ekonomik Taahhütler Kelimelerin Gücü ve Anlatıların Dönüştürücü Etkisi: Bir Edebiyatçının Perspektifi Kelimeler, yaşamın tüm renklerini taşıyan büyülü bir araçtır. Birbirleriyle dans eden harfler, bazen bir öykü yaratır, bazen de bir dramı şekillendirir. Edebiyatçıların dünyasında, kelimeler sadece anlatılanları değil, anlatılacakları da dönüştürür. Kambiyo senedi, bir edebiyatçı için yalnızca bir finansal araç değil, aynı zamanda bir taahhüt, bir anlatı unsuru, bir karakterin içsel dünyasına dair ipuçları taşıyan bir semboldür. Ekonomik bir terim olarak kambiyo senedi, edebi metinlerdeki “borç”, “söz verme” veya “taahhüt” temalarına tıpkı bir karakterin verdiği söz gibi hizmet edebilir. Edebiyatın derinliklerinde, kambiyo senedinin örneği,…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Kadife Esner Mi? Ekonomik Perspektiften Bir İnceleme Kaynakların sınırlılığı ve seçimlerin sonuçları üzerine düşünen bir ekonomist olarak, her ekonominin, kaynakların nasıl tahsis edileceğine dair sürekli bir denge kurmaya çalıştığını gözlemliyorum. Her kaynak sınırlıdır ve her seçim, kısa vadeli faydayla uzun vadeli sürdürülebilirliği arasında bir denge gerektirir. Ekonomi bilimi, bu dengeyi bulma ve yöneticilerin bu sınırlı kaynakları nasıl en verimli şekilde kullanacaklarını belirleme sanatıdır. Ancak bazen, karşılaşılan koşullar ve çevresel faktörler, bu dengeyi zorlaştırır. İşte bu noktada, “kadife esner mi?” sorusu, bir metafor olarak, esnekliğin ve sınırlı kaynakların nasıl etkileşime girdiğini sorgulayan derin bir ekonomik soruya dönüşür. Peki, kadife esner mi?…
6 Yorumİtfaiye Neden Meslek Değil? İtfaiye ve Meslek Kavramının Felsefi İncelemesi İtfaiye
4 Yorumİslam’da Bebeğe İsim Koymak Kimin Hakkı? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir İnceleme Günümüz toplumsal yapılarında, bireylerin hakları ve özgürlükleri sıklıkla iktidar ilişkileri ve ideolojik araçlarla şekillendirilir. Hangi bireylerin hangi haklara sahip olduğu, kimlerin bu hakları kullanma yetkisine sahip olduğu soruları, toplumsal düzenin en kritik noktalarından birini oluşturur. İslam’da, bebeğe isim koyma meselesi de, bireysel hak ve özgürlüklerle toplumsal normların kesişim noktasında önemli bir tartışma alanı yaratmaktadır. İktidarın ve ideolojilerin bireyler üzerindeki etkisi, bireysel özerklik ve toplumsal etkileşim açısından derinlemesine ele alınmalıdır. Bu yazıda, İslam’da bebeğe isim koymanın kimlerin hakkı olduğuna dair, erkeklerin stratejik ve güç odaklı, kadınların ise demokratik katılım ve…
4 YorumÇıtır Kabak Hangi Kabaktan Olur? – Lezzetin Kökenine Akademik Bir Bakış Bir Sebzenin Dönüşüm Hikâyesi Çıtır kabak, son yıllarda mutfak kültüründe popülerleşen, hem hafifliği hem de dokusuyla öne çıkan bir yemek haline geldi. Fakat bu lezzetin ardında yatan soru hâlâ merak uyandırıyor: Çıtır kabak hangi kabaktan olur? Yanıt basit gibi görünse de, işin içinde tarih, tarım bilimi ve kültürel tercihlerin şekillendirdiği uzun bir süreç bulunur. Aslında çıtır kabak, belirli bir türle sınırlı değildir. Fakat en ideal sonuçlar, su oranı düşük ve kabuk yapısı sıkı olan kabak türlerinden elde edilir. Geleneksel olarak bu tarifte sakız kabağı ve kestane kabağı öne çıkar.…
8 YorumYangın Tesisat Boruları Nasıl Olmalı? Kültürel Dayanıklılığın Antropolojisi Bir antropolog olarak dünyayı anlamanın yollarından biri, insanların “korunma” biçimlerine bakmaktır. Bazı toplumlar dualar eder, bazıları kalın duvarlar inşa eder, bazılarıysa suyu yönlendirir. Yangın tesisat boruları da bu yönlendirme eyleminin, insanın doğayla kurduğu ilişkinin en somut sembollerinden biridir. “Yangın tesisat boruları nasıl olmalı?” sorusu teknik bir soru gibi görünse de, aslında insanlığın güvenlik, düzen ve dayanışma anlayışının derin bir yansımasıdır. Bu yazıda, bu teknik yapıyı kültürel bir metin gibi okuyacağız — ritüeller, semboller, topluluk yapıları ve kimlikler üzerinden. Ateşin Kültürel Anlamı: Tehdit mi, Yeniden Doğuş mu? İnsanlık tarihi boyunca ateş hem yaratıcı…
8 YorumKarınca Duası İşe Yarıyor Mu? Küresel ve Yerel Perspektiflerle Bir Değerlendirme Merhaba sevgili okurlar! Bugün, belki de sosyal medyada sıkça karşılaştığınız ama anlamını tam olarak bilmediğiniz bir kavramı ele alıyoruz: Karınca Duası. Bu dua, halk arasında bolluk, bereket ve helal rızık dilemek amacıyla okunan manevi bir duadır. Ancak, bu dua gerçekten işe yarıyor mu? Gelin, bu soruyu hem küresel hem de yerel perspektiflerden birlikte inceleyelim. — 🌍 Küresel Perspektif: Manevi Pratiklerin Evrensel Etkisi Dua etmek, sadece dini bir ibadet değil, aynı zamanda psikolojik bir rahatlama aracıdır. Araştırmalar, dua etmenin bireylerde stres seviyelerini azalttığını, kaygıyı hafiflettiğini ve genel ruh halini iyileştirdiğini…
6 YorumKarîn Eylesin Ne Demek? Duygularla Örülmüş Bir Yolculuğun Hikâyesi Bu satırları yazarken, kalbimin derinliklerinden gelen bir hikâyeyi sizinle paylaşmak istiyorum. Belki siz de bir gün aynı cümleyle karşılaştınız: “Karîn eylesin…” İlk duyduğunuzda kulağınıza eski zamanlardan kalma, şiirsel bir dua gibi gelmiş olabilir. Belki de anlamını tam olarak bilemeden bir iç huzuru hissettiniz. İşte bugün, bu ifadeyi anlamakla kalmayacak, onun taşıdığı duygunun derinliğine de birlikte yolculuk edeceğiz. Bir Karşılaşma: Yolculukların Kesiştiği Nokta Soğuk bir sonbahar akşamıydı. Şehir, gri bulutların ardında kaybolmuştu. İnsanlar telaşla evlerine yetişmeye çalışırken, Esra parkta oturmuş düşüncelerinin içinde kaybolmuştu. Gözlerini yere dikmiş, bir cümleyi tekrar tekrar mırıldanıyordu: “Karîn…
8 YorumSelvi Ne İşe Yarar? – Varlığın Sessiz Felsefesi Üzerine Bir Düşünme Bir filozofun bakışında her nesne, görünenin ötesinde bir anlam taşır. Selvi ağacı da bu anlam katmanlarının sessiz bir temsilcisidir: dik duruşu, uzun ömrü, göğe uzanan formuyla yalnızca bir bitki değil, bir varlık metaforudur. “Selvi ne işe yarar?” sorusu bu yüzden yalnızca botanik bir merak değildir; aynı zamanda insanın doğayla, ölümle ve anlamla kurduğu ilişkiye dair felsefi bir çağrıdır. Bir selvinin işlevini sormak, aslında “var olmanın işlevi nedir?” diye sormaktır. Ontolojik Perspektif: Varlığın Duruşu Felsefede ontoloji, yani varlık felsefesi, her şeyin “ne olduğu” ve “nasıl var olduğu” üzerine düşünür. Selvi,…
Yorum BırakPPRC Boru Ne Kadar Basınca Dayanır? Felsefenin Işığında Maddi Dayanıklılığın Anlamı Filozofun gözüyle bakıldığında her teknik soru, yalnızca bir mühendislik merakı değil, varoluşun kendisine yöneltilmiş bir sorudur. “PPRC boru ne kadar basınca dayanır?” ifadesi, yüzeyde maddesel bir sınavı anlatır; ama derininde dayanıklılığın, sınırın ve varlığın ne anlama geldiğine dair felsefi bir çağrıdır. Çünkü bir borunun basınca direnci, insanın hayata direncinin teknik bir metaforudur. Ontoloji, etik ve epistemoloji burada birbirine dokunur: bir şeyin “dayanması”, hem onun var olma biçimini hem de insanın onu bilme ve anlamlandırma tarzını belirler. Ontolojik Perspektif: Madde ve Dayanıklılığın Varlığı Ontoloji, yani varlık felsefesi, “bir şeyin ne…
8 Yorum